1 Şubat 2019 Cuma

SUNUM 8 : AŞK EMEK İSTER, AŞK ve EVREN


SUNUM 8: Merhabalar... Bugün sizlerle, yasal korumasını yaptırmış olduğum “Aşk Emek İster” adlı şiirimi ve bu konuyla ilgili olarak “Aşk ve Evren” konulu deneme yazımı, paylaşmak istiyorum:

AŞK EMEK İSTER

Tel-tel emekle, yudum-yudum sevgiyle;
Söz vermiştik, birbirimizi örtmeye...

Bakışların demet-demet ışığında,
Sözler vermiştik, aydınlığa çıkmaya...

Nazik bedenine, bir toz konduğunda;
Sözlerimiz vardı, gönülden yuğmaya...

Gamzelerin pırıltısı söndüğünde;
Sözler vermiştik, yeniden güldürmeye...

Bedenlerimiz artık yaşlansa bile;
Söz vermiştik, gönülden bütünleşmeye...

Tenlerimizle toprağa karışmaya;
Yeşil çimen, sarıpapatya olmaya...

Birbirimizle sarmaşıklar sarmaya;
Söz vermiştik, içimizde kaybolmaya…
                                                                                                           Hasan ER


Evren ve Aşk

Bana göre, evrenin kökeninde “paylaşmak” kavramı yatmaktadır.
Bilgiyi paylaşmak, duyguyu ve düşünceyi paylaşmak, maddi varlığı paylaşmak, sırrı paylaşmak, sevgiyi ve aşkı paylaşmak v.s. Paylaşım örneklerini çoğaltmak mümkündür. İnanın bu paylaşımlar, dünyanın hatta evrenin varlığını sürdürebilmesi ve kıyametin kopmaması için şarttır.
Evrenin her noktasında, her zerresinde; bizim göremediğimiz teraziler vardır. Yani evrenin her yerinde, makro ve mikro mertebelerinin her aşamasında; ister sabit(durağan) olsun, ister her türlü hareket şeklinde olsun; hayranlık uyandıran bir dengelenme mevcuttur. Ve bu durum, hayatları devam ettirmektedir. Dengeler, bir milim veya bir salise şaşacak olursa; ne dünyada ne de evrende, yaşamlar devam edemez; daha da ötesi, evren ve dünya yok olurlardı. Sanki evrende ve dünyada, iç içe girmiş; hassas teraziler silsilesi mevcuttur.
Bilim insanları; mevcut durumlardaki fiziksel ve kimyasal alışverişleri (paylaşımları) mukayese ederek, formüller haline getirmişler ve bizlerin anlayacağı basit hallere indirgemişlerdir. Yer Çekimi Kanunu, elektrikteki Ohm Kanunu ve benzeri kanunlar… Üstelik bu kanunlar, hayatımızı kolaylaştıracak konforları getirmişlerdir.     
Bu paylaşımlar; fizik dünyanın sağlıklı sürebilmesi için ne kadar şartsa, benzer şekilde sosyal yapının bozulmadan devam etmesi için de elzemdir. Fizik ve sosyal ortamların devamını sağlayan yapılar ve değerler, şüphesiz kutsaldır.
Fakat sosyal yapıdaki paylaşımlar, insan faktörü söz konusu olduğu için risk taşımaktadır. İşte bu noktada, işin içine  öğretim değil de eğitim girmektedir. Kendisini fiziksel ve ruhsal açılardan dengeleyerek inceleyen ve kendisini tanıyan; doğayı inceleyerek bütünleşebilen; öngörülü olarak diğer insanlarla empati (duygudaşlık) kurabilen insanlar; bu bağlantıları sağlıklı kurabildikleri oranda, eğitimlidirler. Sağlıklı bağlantılar için ise; eğitim seviyesinin yüksekliği yanında, samimiyet (içtenlik) şarttır ve her türlü istismardan uzak kalınmalıdır.
Paylaşımlar içinde; hem fizik hem de sosyal ortamlara girebilen tek bir paylaşım söz konusudur. O da aşk…  
Aşk, her türlü fizik yasanın kökeninde vardır. Bilim adamlarının evrenin kuruluşuna sebep olarak açıkladığı Bigbang olayı, aşkın muazzam bir patlaması olup şu anda bile evrenin hâlâ genişlemesine neden olmaktadır. Yıldırım düşmesi, atmosferdeki iyonosfer tabakası ile yer arasındaki 300.000 volt gibi elektrik akışlarına sebep olan, muazzam bir aşktaki cezbe(çekim) hâli gibidir. Yağmur yağması ve bitki tohumlarının toprak içinde patlayarak çoğalması, başka aşk tezahürlerdir. Örnekler çoğaltılabilir…
Aşk, insanların sosyal hayatında da vardır.
Aşk paylaşımında, samimiyetten kastettiğim; partnerlerin (çiftlerin), bireysel menfaatlerini unutmasıdır. Yani aşk; çiftlerin kendilerini unuttuğu oranda, kutsaldır. Bence, aşka; bazılarının dediği gibi üç yıl v.s. gibi ömür biçilemez; sonsuza kadar devam eder.
Hiç unutmam, birkaç yıl evvel bir gazete haberi okumuştum. Doğu’da yanlış hatırlamıyorsam Van’da bir köylü dayı, eşi öldükten sonra yedi yıl gözyaşı dökmüş ve ne yazık ki görme yetilerini kaybetmiş... İşte aşk paylaşımında kendini tamamen unutmuş, istismardan uzak ve içten bir insan… Öğretimi olmadığı halde; eğitimi öylesine yüksek ki alt beynini oldukça genişleterek kendisiyle ve doğayla barışık bir hale getirmiş bir insan… Ve bir anlamda evrenin sırlarına erişmiş bir insan…
Tekrar görüşmek üzere iyi günler dilerim.
Hasan ER

Sözlük:
- Yuğmak: Yıkamak.
- Elzem: Vazgeçilmez.
- Tezahür: Oluşma, belirti.
- İstismar: Sömürme.
                                                                                                                                                                                                                                  

31 Ocak 2019 Perşembe

SUNUM 7 : PAŞABAHÇE'DE YAZLIK SİNEMA


SUNUM 7: Merhabalar... Sizlerle, yasal korumasını yaptırmış olduğum “Paşabahçe’de Yazlık Sinema” adlı şiirimi paylaşmak istiyorum:
 PAŞABAHÇE'DE YAZLIK SİNEMA

Bin dokuz yüz altmışların ilk yarısı...
Paşabahçe'nin tek yazlık sineması;
Bitişiğinde, Tevfik Paşa Yalısı.
Arada duvar ve defne yaprakları;
Zaten duvar üstü de cam kırıkları...

Sırtı oval-delik ahşap sandalyeler,
Boyası dökük hatta biraz nemliler,
Gıcırdak latalarla kenetlenmişler.
 Ay ve yıldızlar, lamba oluvermişler;
İnip ateş böceklerine dönmüşler...

Ayşecik yiyecek aşırdı mutfaktan,
Necdet Tosun hoplar-göbek koşaraktan
Ve elde-kepçe kaçırdı, yakınından.
Perdede Muhterem Nur ve Salih Tozan,
Duygu fırtınası akardı, o zaman...

Film arasışişe-açacak şakırdı,
Sanki "lingo-lingo" diye çığırırdı,
İçerken genzime-burnuma kaçardı;
O yeşil gazoz karşıma hiç çıkmadı,
Bu anılar da yudum-yudum yazıldı...

Er arar, o yosun-deniz kokusunu;
Çaprazında Paşabahçe İlkokulu,
Henüz Hastane yoktu, karşısı boştu.
Şimdilerde hayal kırıklığı dolu;
      Yazlık Sinemam olmuş, bir kum deposu!.. 
                                                                                                                                                                                                                                                                                                                        HASAN ER


Açıklama:En büyük çocukluk özlemlerimden biri, nadiren de olsa; ailece yazlık sinemaya gitmekti.
Tevfik Pasa Yalısı'nın müştemilâtı, yazlık sinemayla ortak olan duvarın hemen bitişiğindeydi. Bazı akşamlar; yalı hizmetlilerinin çocuklarıyla beraber, üzerinde cam kırıkları olan bu duvara tırmanır, eğreti de olsa film izlemeye çalışırdık.
Tekrar görüşmek üzere, iyi günler dilerim.